27 Kasım Cuma

Kasım 27, 2009 yazan: Simon Templar

23:31: TRT2: Kirazın Tadı

Öncelikle, 23:30′a yetiştirememiş filmi TRT2, ancak 23:31′de yayınlayabilecek. Birçok ülkede tv seyrettim, ama programın tekil dakikalarla (5′lik modda değil yani) yapıldığını ilk kez görüyorum.

Neyse, Kiorastami’nin bu filmi Palmiye’yi almıştı, bir Japon filmiyle paylaşıp. Bense biraz hayal kırıklığına uğramıştım, İst. film festivalinde gördüğümde. Ama adamın minimal tarzı bu. Hatta, arabanın içinde dolaşıp arabasına aldıklarıyla sohbet hali 2-3 sonraki filmi 10′a da çok benziyor ki onda da hayal kırıklığına uğramıştım. Ama, bu film tabi çok daha anlamlı, bazı sohbetler doyurucu.

95′, İiran, ‘97. Fragman.

21:15 – TNT: The License To Kill

Bu filmi hiç Bond filmlerine benzetememiştim ben. Bir defa Bond 007′liği bırakıyor. Espri yapmıyor, sert, filmin eğlendirici yönü eksik, kumarhaneye, lüks otellere gitmiyor, votka-martini ısmarlamıyor ve odasında duş yapmakta olan, ya da yatıp kendisini bekleyen kızlar bulmuyor.

Timothy Dalton’ın önceki filmi The Living Daylights fena değildi ama bu bayağı farklı yönde ilerliyor. Bir yorum Bond’un karanlık yüzünü gösterdiğini söylemiş Timothy Dalton’ın. Ben de zamanında haksızlık etmiştim Dalton’a, yeterince iyi bir salon erkeği gibi görünmemişti, ama şimdi bayağı iyi iş çıkardığını kabul ediyorum. (Bu arada, resimleri yazdıktan sonra aradım ve anlaşılan tamamen yanlış hatırlıyorum, bakınız Bond kumarhanede, bakınız Bond yatağında bir kız bulur).

133′, Britiş, ‘89. Fragman.

23:45 – TV8: Solino

Fatih Akın’ın en az Fatih Akın filmi. Başkasının senaryosunu çekmiş ve bu sefer İtalyan göçmenlere el atıyor.

124′, Elman, ‘02. Fragman.

22 Kasım Pz.

Kasım 22, 2009 yazan: Simon Templar

21:10 – TRT2: Nokta

TRT de filmlerini çifter çifter gösterenlerden oldu. 2-3 ay önce de yine bir Pazar akşamı trt2′de oynamıştı Nokta. Geçen yılın önemli bir filmini oynatmaları güzel tabi.

Derviş Zaim Tabutta Rövaşata’dan sonra farklı yollara sapan ama o filmdeki amatör heyecanın gerisini o denli iyi getirmekte zorlanan bir yönetmen. Yalnız, bu filmi daha olgun ve başarılı.

Hat sanatına benzeyen bir tarz diye geçiyor Nokta. Hatta kalemin kağıttan kalkmaması, filmin de tek bir plandan oluşması diye anlıyorum ben bunu.

Altın Port. ve İstanbul’da en iyi yönetmen, ayrıca Antalya’da jüri özel ödülleri.

85′, Törkiş, ‘08. Fragman.

-
02:45 – d: Michael Clayton

Michael Clayton son 2-3 yılın önemli filmlerinden bence. Anlatım tarzı farklı bir kere. Teknik olarak değil, sahne dizini ve hikayeyi anlatan olaylarıyla. Gizemini son ana dek koruyor, çoğunlukla da hiçbir şey anlamadığınızı düşünüyorsunuz (ama aslında yavaş yavaş anlamaktasınız).

Sonra, çok baba oyuncuları var. Tilda Swinton video art – Venedik bienali ve Derek Jarman filmlerinden dünyamıza teşrif ediyor. Holivut da zaten bulur bulmaz üstüne atlayıp ona bir amca (Oscar) veriyor ki kendine bağlasın. Öyle yapar hep o yaramazlar.

Sonra Tom Wilkinson var ki ona hayranlığımdan sineliste’de bahsetmiştim. Bir de büyük yıldızlar içinde en iyi oynayanlarından, yakışıklığını da çekemediğim -ama diğer yandan, biraz yaşlansak da hayat var be dedirten- George Clooney. Yan rollerden birinde de geçen yıl ölen yönetmen Sydney Pollack.

Yönetmen Tony Gilroy, Bourne serisinin yazarıymış meğer. İlk yönetmenliği.

Ve Kanal D bu filmi saat kaçta yayınlıyor? 02:45. (Kayıt imkanınız varsa diye yazıyorum zaten. Gerçi çekmek veya dışardan korsan almak yerine kaydetmekle uğraşan insan -güzel insan- kaldı mı ki?)

119′, Holivut, ‘07. Fragman.

18 Kasım Çar.

Kasım 18, 2009 yazan: Simon Templar

22:00 – cnbc-e: Code 46

Arşivden Code 46. (3 yıl olduğuna inanamadım).

92′, Britiş, ‘03. Fragman.

-

21:15 – TNT: Snow Cake

Daha önce pek duymadığım çok ilginç duran bir film. Zaten Alan Rickman var ve o da çevirdiği filmlerine güvenebileceğiniz bir isim. Otistik Sigourney Weaver (kendisini “ben konservatuarda yaratıklarla savaşmak için okumadım” sözüyle anarım), kızını otostopta alan kaçak Alan Rickman ve kızın o yolculuktaki kazada ölmesi.

İlgiyi hakediyor gibi duruyor.

112′, Britiş-Kanadian, ‘06. Fragman.

14 Kasım Cmt.

Kasım 13, 2009 yazan: Simon Templar

21:15 – TNT: LA Story

Bir ÖZLEDİKOS başlığı yapmalı. İçinde kesinlikle yeni ve iyi bir Steve Martin filmi maddesi geçecektir. Nereye gitti bu adam? Hollywood uyuyor mu?

Sanırım LA Story (adı bana hep LA Confidential’ı hatırlatıyor ve hay Allah, bu o değil dedirtiyor) en iyi filmlerinden biri. Hikayesi tanıdık gelmedi, muhtemelen seyredeli çok oldu, hatta atlamış da olabilirim.

Kadroda Richard E. Grant (kendisinden yakınlarda Withnail & I vesilesiyle bahsetmiştim) ve Sarah Jessica Parker (Steve Martin’e çok uygun bir partner) filan var.

95′, Holivut, ‘91. Sanırım filmin açılış kısmından bir klip.

-
Ayrıca 20:15′te TV8′de Mohikanların Sonu var, hiç izlememişlere, sadece bir kere ve çok yıllar önce izlemişlere, heves edeceklere.

11 Kasım Çar.

Kasım 11, 2009 yazan: Simon Templar

21:30 – tv8: Winter Passing

winter_passing_03

Küçük tiyatrolarda oynayan ve ebeveynlerinden yıllardır uzakta kalmış çulsuz genç bir kadın, NY’ta bir derginden, zamanında ünlü bir yazar olan babasının annesiyle mektuplaşmaları üzerine bir hikaye yazması üzerine iyi bir teklif alır ve babasının evine gelir. Babası tamamen ’salmış’ bir şekilde yaşarken onla beraber yaşayan garip bir genç adam ve bir de babasına hayran genç bir kız vardır.

Bu hikaye segmenti-alanı-türü çok tanıdık gelmeye başladı bana. The Love Song for Bobby Long vardı mesela -ki ikisini de birbirine yakın tarihlerde tv’de seyretmiştim. Scarlett Johansson, annesinin ölümü üzerine tanımadığı babasının yanına geliyordu -Travolta. O da ’salmış’ bir edebiyat prof.uydu, çok gelecek vaat eden kitapları vardı ama yazmayı bırakmıştı ve baba bir üniversitedeyken ayrılmıştı,  ve genç bir adamla beraber yaşıyordu.

Sanki Amerika’da böyle edebiyat dahisi, yazar veya prof -ki genelde ikisi birden oluyorlar- geniş bir kesim var  (bağımsız ya da küçük filmlerden o kadar çok fırlıyorlar ki), içinde yaşadığımız sistemle uyumsuzlar ve isteseler milyonlar kazanabilecekken bir kasabada bakımsız bir evde yaşıyorlar, etrafta onlara hayran olup tüm hayatlarını onlara adayacak birileri dolu, ve asi ruhlu evlatlarıyla uyumsuz bir ilişkileri olması kaçınılmaz.

The Love Song, daha etkileyici, daha duygusal ve daha makyajlıydı açıkçası. Winter Passing daha mütevazi (tv8 tam böylelerini oynatıyor zaten), daha dürüst, daha vasat ve yıllar sonra aklınıza gelmesi daha mümkün bir film.

Dahi yazar, her zaman çok iyi olan Ed Harris, evindeki garip adam, filmin dramatik havasını değiştiren -ilginç bir casting olmuş- Will Ferrell, yazarın kızı da yeni yüzlerden, hoş bir havası olan Zooey Deschanel.

98′, Bağ(k)ımsız Amerikan, ‘05. Fragman.

winter passing

4 Kasım Çarş.

Kasım 3, 2009 yazan: Simon Templar

21:15 – TNT: A River Runs Through It

Ben bu filmle Legends of The Fall’u birbirine çok karıştırıyorum. İkisinde de Brad Pitt, ikisi de bir çiftliğin iki oğlunun birbirine düşman olması ve o çekişme üzerine yoğun bir dram. Diğerinde Anthony Hopkins var ve duygusal yönü daha ağır diye ayırabiliyorum. Bir de Legends of The Fall, Türk televizyonlarında en çok oynayan yabancı filmlerden (şimdiye dek görmediyseniz zaten siz şimdiye dek pek televizyon seyretmemişsiniz). Brad Pitt faktöründen, duygusal bir film olmasından, aşk filmi olmasından, aileyi öne çıkarmasından.

A River Runs Through It etkileyici bir dram. Yönetmen şimdiye dek pek çuvallamamış olan Robert Redford. Evin annesi Brenda Blethyn.

123′, Holivut, ‘92. Fragman.

-
21:30 – TV8: Mean Creek

Çok tanıdık bir ismi var ama hatırlayamadım okuduğum hikayeyi. Bir oğlan, okulda kendisini ittirip kaktıran okulun dayısını abisine şikayet eder, onlar da bu tipi iyice bir benzetmek için ormana götürür.

Hikaye çok şey vaadetmese de beğenilmiş film.

90′, Holivut, ‘04. Fragman.

1 Kasım Pz.

Kasım 1, 2009 yazan: Simon Templar

22:45 – TV8: Equilibrium

imdb’ye bakmasam bu filmi es geçerdim. Ama zaten bakmamın nedeni de Christian Bale’ın ismini görmemdi. Biraz şüphelenmiştim iyi olabilir diye.

Faşist bir gelecekte her türlü hisler ve sanat yasakken bu kanunu uygulamakla görevli bir ‘kanun uygulayıcı’ his bastırma ilacını almaz ve sonuçta sisteme baş kaldırır. Tanıdık. Bol aksiyon var sanırım.

107, Holivut, ‘02. Fragman.
-

21:15 – TNT: The Green Mile

Pek benim filmim değil. Ama diğer yandan seyretmedim. O yıllarda bolca varolan (hala da var sanki) doğaüstü ve anlamlıymış imajı yaratan filmler pek ilgi çekiyordu. Shyalaman filmleri, Meet Joe Black filan. Bazıları gayet sıkıcı bile olsalar. Bu da sıkıcı bir film gibi geliyor bana -uzaktan. Ama genelde beğenilmiş, hatta imdb’de top 250 içinde (hatta ilk 100 içinde) diye buraya koyuyorum.

188′, Holivut, ‘99. Fragman.

30 Ekim Cuma

Ekim 30, 2009 yazan: Simon Templar

21:15 – TNT: Never Say Never Again

Küçüktük, okulu kırdık, bu Bond filmine gittik. Sean Connery oynuyordu. O sıralardaki filmlerin Bond’u farklıydı, Roger Moore. O yüzden Sean Connery’li bir Bond görmek eski bir film izlemek gibi gelmişti.

Meğer Bond filmleri EON şirketinin yaptıkları ve yapmadıkları olarak ikiye ayrılırmış. Yapmadıkları da zaten sadece iki tane, David Niven’ın asıl Bond olduğu (çok Bond vardı) 007 parodisi Casino Royale ve bu. İlk filmlerden (4.sü) Thunderball’un tekrar çevrimiymiş zaten.

İyi bir kadrosu var. Esas Bond kızı -bomba- Kim Basinger -ki ben bir Bond kızı olduğunu bilmiyordum onun. Ayrıca, 80′lerde envai Amerikan dizisinde seyrettiğimiz Barbara Carrera var.

Kötü adamlarsa çok başarılı. Avrupa sinemasının iki devi, Klaus Maria Brandauer ve Max von Sydow.

Ayrıca, hiç beklemediğim bir başka isim, ilk filminde oynayan Rowan Atkinson. Meğer onun eski komedi dizisisi (belki de tüm zamanların en başarılı komedisi) Blackadder bu filmden de eskiymiş. Oradaki başarısından dolayı küçük bir mizahi rol vermişler.

134′, Britiş, ‘83. Fragman.

29 Ekim Perş.

Ekim 28, 2009 yazan: Simon Templar

21:00 – TNT: Grbavica

Bosna savaşı sonrasında geçen bir aile dramı. Şahsen ben son yıllarda çekilen Doğu Avrupa dramalarından sıkıldım. Ama bu filmin bir Altın Ayı’sı var.

107′, Avusturya-Bosna-Almanya-Hırvat, ‘06. Fragman. Bir de filmden iyi bir şarkının olduğu sahne. Filmin diğer adı Esma’nın Sırrı.

28 Ekim Çar.

Ekim 27, 2009 yazan: Simon Templar

22:00 – cnbc-e: Paradise Now

Bu blogun en kötü tarafı zamanın ne kadar hızlı geçtiğini kötü bir şekilde göstermesi. Ekim sonunun geldiğine inanamıyorum.

Paradise Now, Vaat Edilen Cennet, isminin de çağrıştırdığı gibi Filistin-İsrail üzerine. İki çocukluk arkadaşı intihar bombacısı olarak seçilirler.

90′, çok uluslu, ‘05. Fragman.