22:00 – cnbc-e: Wit
Ayrıntılar öğleden sonra. O zamana dek resimdeki adamı tanıyana Nobel vereceğim. Böylece sorunun içinde ipucunu da vermiş oldum. İsteyen imdb’ye baksın valla.
______________________________
Evet, saat 22:45 ve benim düzenimde öğleden sonra sayılabilir:
Ölümcül bir kanseri hastası olduğunu öğrenen ünlü bir profesörün gerçek hikayesi. Bir kitap uyarlaması, bir televizyon filmi. Böyle bir rolün altından en iyi kalkabilecek (aslında herhangi bir rolü en iyi oynayabilecek) isimlerden Emma Thompson oynuyor. Hikayenin çağrıştırdığı gibi ağır, üzücü bir film beklemiyorum. Ama yine de kolay, hafif bir film de olmayacaktır.
Emma Thompson’ın babasını oynayan -ve benim resimdeki sandığım- kişi olarak Harold Pinter gözüküyor. Bu bildiğimiz Pinter mı diye baktım. En önemli tiyatro yazarlarından, neyini izlesem çok beğendiğim Pinter. Meğer, bayağı film -genellikle televizyon filmleri- ve dizide küçük roller oynamış zevkine. Kendi yazdığı -çok başarılı- The Servant’la başlamış esas olarak.
Yönetmen de 40 yıldan fazladır dikkat çekici filmler yapmış olan Mike Nichols. Hatta sinemada bir Mike Nichols dokunuşundan bahsedilebilir bence. Who’s Afraid of Virginia Woolf’la başlayan, The Graduate, Silkwood, Working Girl, Closer filan, genelde yoğun duygusal bir atmosferin kurulduğu ve çok az kişi etrafında dönen hikayeler.
99′, Amerika-sanırım HBO, 2001. Fragman.


Kasım 17, 2011, 10:19 am |
hiçbir yere bakmadım valla. nicholas cage, gibi geldi.
Kasım 17, 2011, 2:40 pm |
o bir kadın bence:)
Kasım 17, 2011, 8:43 pm |
nicolas cage, çok yaratıcı:) benim de bugün adaptation vardı aklımda, oradan gelmiş olabilir senin de aklına:)
imdb’deki listedeki oyuncular arasında ilgimi çeken kişi emma thompson’ın babasını oynuyor görünüyordu, ve bu da o adamın normal tipine benzemiyor. ben de baktım hatta, listede anne rolü gözüküyor mu diye, yoktu. demek bu baba ve o dedim ben de. gece seyredeceğim bakalım, bu baba değil, bir kadınsa tebrik edeceğim özden:)
Kasım 18, 2011, 4:31 am |
evet, kadınmış. yazıya koydum o sahnenin resmini. babası (harold pinter) başka bir sahnede çok az görünüyor. emma thompson’ı hastanede ziyaret eden (tek kişi) doktoradaki danışmanı (yaa, ne danışmanlar var özden).
(filmse eh, övüldüğü kadar beğenmedim).
Kasım 18, 2011, 2:52 pm |
hay allah. kendime çok fena pfff’ledim. ama ben zaten harold pinter’ı değil, hasta yatağındaki emma thomson’ı sorduğunuzu sandım ve emma’yı cage’e benzettim, düşünsenize, aman tanrım. nereden bakarsak, evlerden ırak bir durum olmuş benimki:)
Kasım 18, 2011, 3:04 pm |
ben hiç pfff’lık bir durum göremedim, tersine hala yaratıcı. gerçi kadına benzeyen -demek basbayağı kadınmış- beyaz karışık saçlı yaşlı adamı n.cage sanman kadar olmasa da:)
Kasım 18, 2011, 7:13 pm |
onu sorduğunuzu sansam, onu da en iddialı şekilde benzetirdim, şu an dikkatle bakıyorum, ki benzettim ve benzetiyorum da halen. yataktaki cage, hasta ve epeyce solgun, verilen ilaçlardan biraz şiş, diğer cage ise, (kadına benzeyen:) yaşlı ve avurtları çökmüş, üzgün hali. inanılmaz güçlü bir benzerlik bu:)
Kasım 19, 2011, 5:21 am |
(özellikle 6:00′dan sonrası, ama direk oraya ilerleyemiyorsun, açıp o yüklenirken başka şeyler yapılabilir -ya da yutüp ama onda senkron biraz kaymış).
Kasım 19, 2011, 6:50 pm |
teşekkürler simon, baştaki reklamı hızlı geçemedim. şu an yutkunuyorum:) yalnız cidden çok benziyor, eni konu benziyor cage’e, ama sadece o kadar değil. nicholas cage(yüzündeki her an drama bağlamaya hazır ifade hariç), dustin hoffman(tee mrs robinson zamanları) ve woody allen’ın(aynı zamanda gevezeliği) süper bir karışımı bu adam. ayrıca çok sempatik ve yetenekliymiş, çok sevdim:)
Kasım 20, 2011, 1:29 am |
o taklit inanılmaz bence de. ama yılların birikimiymiş. big bang theory’de böyle dikkat çekmiyor gerçekten adam. pek izlemiyorum, ama sanırım orada 3.-4. öncelikte.