Archive for the ‘Gerçek hik.’ Category

11 Nisan Çar.

Nisan 11, 2012

22:00 – cnbc-e: Recount

Yıl 2000. Clinton iki dönemini doldurmuş, ucu açık bir seçime gidiliyor. İki aday, Clinton’ın yardımcısı Al Gore’la, Clinton öncesi başka Bush’un Teksas valisi oğlu. Seçim yapılıyor, oylar kullanılıyor. Sayım fazlasıyla yakın geçiyor. Toplam oy bakımından değil, çünkü başkanlıkta ona değil, eyaletlerden kazanılan temsilcilere bakılıyor. Bir eyaleti kazanan da genelde oranın tüm temsilcilerini çıkarıyor. Diğer eyaletler belli oluyor, ama New Mexico ve Florida fazlasıyla yakın. “Too close to call” deniyor zaten, sonra ikisinde de bir biri, bir diğeri kazanmış ilan ediliyor. New Mexico küçük bir eyalet olduğundan bir süre sonra Al Gore’a gittiği belli oluyor da (366 oyla), büyük Florida’nın durumu belli olmuyor.  Sonrası büyük bir karmaşa. Cumhuriyetçilere-Bush’a veriliyor seçim ama itirazlar süreci başlıyor.

Sonrası, dünyayı çirkinleştiren 8 yıllık bir dönem.

Bu film, o sayım-itiraz dönemini canlandırıyor. Gerçeğe dayanan bir kurgu. Gayet de başarılı bir film. Olay zaten heyecanlı. Oynayanlar da Kevin Spacey, çok sevdiğim Tom Wilkinson, John Hurt…

116′, Holivut-HBO, ’08. Fragman.

İzledikçe Amerikan politik sisteminin bazı çok iyi ve çok kötü yönlerini görüyorsunuz:

+ İlçe seçim kurulları halkın temsilcilerinden oluşuyor ve halka açık, hatta direk halka seslenen bir toplantı ile gayet açık davranıyor.

+ Tüm sistem son derece yerel. Bunun kötü tarafları (standardizasyonu sağlayamamak gibi) olsa da  seçmenin, halkın gücünü yansıtmaya yönelik işliyor.

+ Yargı yolu her türlü açık.

– Gerçi yargıda konu en yukarıya, yani anayasa mahkemesine intikal ettiğinde onu oluşturan kişilerin politik görüşleri en baştan belli.

– Temsilci sistemi toplam oyların yarıdan fazlasını alanın bile başkan olmaması anlamına geldiği gibi, bir eyaleti bir oyla bile alan kişi o eyaletin tüm temsilcilerini çıkarıyor (tüm eyaletlerde değil, ama büyük çoğunda böyle). Bu karmaşa da o yüzden yaşanıyor zaten. Al Gore, toplamda daha fazla oy alsa da başkan olamıyor. Florida temsilcileri de adil bir şekilde 13-12 değil, 25’i de Bush’a gidecek şekilde dağıtılıyor.

Reklamlar

17 Kasım Perş.

Kasım 17, 2011

22:00 – cnbc-e: Wit

Ayrıntılar öğleden sonra. O zamana dek resimdeki adamı tanıyana Nobel vereceğim. Böylece sorunun içinde ipucunu da vermiş oldum. İsteyen imdb’ye baksın valla.

______________________________

Evet, saat 22:45 ve benim düzenimde öğleden sonra sayılabilir:

Ölümcül bir kanseri hastası olduğunu öğrenen ünlü bir profesörün gerçek hikayesi. Bir kitap uyarlaması, bir televizyon filmi. Böyle bir rolün altından en iyi kalkabilecek (aslında herhangi bir rolü en iyi oynayabilecek) isimlerden Emma Thompson oynuyor. Hikayenin çağrıştırdığı gibi ağır, üzücü bir film beklemiyorum. Ama yine de kolay, hafif bir film de olmayacaktır.

Emma Thompson’ın babasını oynayan -ve benim resimdeki sandığım- kişi olarak Harold Pinter gözüküyor. Bu bildiğimiz Pinter mı diye baktım. En önemli tiyatro yazarlarından, neyini izlesem çok beğendiğim Pinter. Meğer, bayağı film -genellikle televizyon filmleri- ve dizide küçük roller oynamış zevkine. Kendi yazdığı -çok başarılı- The Servant’la başlamış esas olarak.

Yönetmen de 40 yıldan fazladır dikkat çekici filmler yapmış olan Mike Nichols. Hatta sinemada bir Mike Nichols dokunuşundan bahsedilebilir bence. Who’s Afraid of Virginia Woolf’la başlayan, The Graduate, Silkwood, Working Girl, Closer filan, genelde yoğun duygusal bir atmosferin kurulduğu ve çok az kişi etrafında dönen hikayeler.

99′, Amerika-sanırım HBO, 2001. Fragman.