Archive for the ‘Romantik komedi’ Category

3 Nisan Salı

Nisan 3, 2012

22:00 – cnbc-e: As You Like It

Beğendiğiniz Gibi, Size Nasıl Geliyorsa, İstediğiniz Gibi Olsun, Siz Nasıl İsterseniz…

Shakespeare komedisinin (komedi demeleri, o yüzyılda ‘romantik komedi’ tanımının bulunmamış olmasından sanırım) Kennet Branagh versiyonu. Ekim’de de oynamıştı, o zamandan bu yana değişmemiştir sanırım. O yüzden, sizi o zamanki tanıtıma alalım.

Kevin Kline’ın “the world is a stage” monoloğunu özellikle kaçırmayın.

127′, BBC-HBO, 2006. Fragman.

23 Mart Cuma

Mart 23, 2012

22:00 – cnbc-e: Frankie and Johnny

Evet, biraz geç haber oldu, ama bu filmi yazmak istedim (arada unuttum). Çok basit, pek kurgulanmamış, gerçek bir romantizmi var. Frankie’nin güzelliği, tersliği, Johnny’nin ısrarcılığı ve filmin açık (rahatsız etmeyen gayet rahat bir açıklık bu) tarzı, filmi neşeli yapıyor. Ama Frankie ve Johnny’nin yalnızlıklarının biraraya gelmelerinin temel sebebi olması da hikayenin acıklı tarafı. 80 sonlarının New York’undan tipik birkaç karakter de arka planda dönüyor.

118′, Holivut, ’91. Fragman.

18 Ekim Salı

Ekim 17, 2011

22:00 – cnbc-e: As You Like It

Kenneth Branagh, Shakespeare komedilerini kendisine yol seçmişti. Much Ado About Nothing (Kuru Gürültü), Love’s Labour’s Lost (Hırçın Kız mıydı?). Aralara Henry V ve Hamlet’i de sıkıştırmıştı ama bu ‘boş komediler’ (en azından niye onları çekiyor sorusuyla) daha fazla dikkat çekiyordu. En son da bu As You Like It geldi.

Bir Shakespeare uyarlaması bence her zaman yeterince ilgi çekicidir. Branagh da onları popülarize etmeye çalışıyor. Bu oyunu da 19.yy. Japonya’sına taşımış. Çok süper bir filmle karşılaşmayacağız belki, ama belki metnin de daha fazlasını içermediğini söyleyebiliriz. Hem Kevin Kline ve çok sevdiğim Adrian Lester’ın varlığı bile yeterli olabilir (zaten bu hastalıkta bir romantik komedi bana ilaç gibi gelecektir -tedavi edici olmasa da semptomların iyileşmesinde-).

127′, BBC-HBO, 2006. Fragman. Bu arada, fragmanda başroldeki kız Emma Thompson’ı (Kenneth Branagh’ın o sırada ayrılmış olduğu karısı) andırıyor.

8 Şubat Salı

Şubat 8, 2011

22:oo – cnbc-e: Lars and the Real Girl

Bazı filmler referans filmlerdir. James Stewart’lı Harvey mesela (yoksa hatırlamıyor musunuz? siz nelerle büyüdünüz?) hayali arkadaş kavramının bir numaralı referansıdır. Lars and the Real Girl de sanırım gittikçe yaygınlaşacak olan plastik sevgili kavramının referans filmi olacak.

Lars sosyal sorunlarını optimal bir şekilde çözer. Benim de çok takdir ettiğim bir çözüm bu. Bu devirde şımarık, kendini beğenmiş, tatminsiz, dengesiz, düzeysiz kızlarla kim uğraşmak ister? Plastik bir kız arkadaş tüm dertlere deva.

The Notebook ve birkaç ilginç bağımsız yapımda (The United States of Leland, Half Nelson) rol alan Ryan Gosling başrolde. Şaşırtıcı bir yüz sıcaklığı (yüz sıcaklığı apayrı bir kavram) olan Emily Mortimer (Dear Frankie, Match Point) ablası rolünde. Yan rollerden birinde de Patricia Clarkson var.

106′, Amerikano, 2007. Fragman.

17 Ekim Cmt.

Ekim 17, 2009

21:15 – TNT: Mighty Aphrodite

Mighty_Aphrodite_33

Woody Allen’ın bu dönemi Hollyw.’un genç ve güzel yıldız adaylarını oynatıp parlattığı, hatta bazılarına Oscar kazandırdığı dönem. Tabi Mia Farrow (&Diane Keaton) sonrası dönemi olduğu için yeni bir aktris arayışında.

Yalnız, öyle düşünüyorum ki bu adam için kadınlar tarafından beğenilmemek kompleks ötesi birşey olmuş. Tüm bu filmlerinde fazlasıyla güzel ve genç bir kadın karısı, artı onunla evliliğini sorgulayıp bir başka güzel ve genç bir kadınla bir ilişki yaşıyor. Tam fantezisi sanki.

Bu filmde de -90’ların en kült kadınlarından- Helena Bonham Carter’la evli ve Mira Sorvino ile bir ilişki yaşar gibi oluyor. Mira Sorvino demişken bu kadın şimdi nerde? Hollywood işte, hep böyle yeni güzel bir kadın bulunca orta bir performansını yakalamışken Oscar veriyor, yeni yeni yıldızlar yaratmak düşüyle. Yeter ki ‘hem güzel hem iyi oyuncu’ densin. Ama bunların bir kısmı kaybolup gidiyor, bir kısmı kaybolmasa da rezil oyunculuklarla yıllar boyu başımızdan eksilmiyor. Bkz. Hilary Swank (hem de 2 kere), Halle Berry, Angelina Jolie, Catherine Zeta-Jones, hatta Nicole Kidman ve Julia Roberts.

Ayrıca, Woody Allen filmleri yardımcı kadın oyuncular için cennet gibi. Şimdiye dek 4 defa yardımcı kadın oyuncu Oscar’ı kazanmış Woody Allen filmleri. Dianne West -2 kere, Mira Sorvino ve Penelope Cruz. Ayrıca bir en iyi kadın oyuncu -Diane Keaton- ve bir yardımcı erkek oyuncu -Michael Caine- ödülleri de var. Filmlerinde baş aktör kendisi olduğundan en iyi erkek oyuncu ödülünü alamıyor.

95′, Hollywood, ’95. Filmin açılış sahnesi. Abartılmış (alay edilmiş) bir Yunan tragedyası. Hikayeyle Yunan korosunun bağlantısı devam edecek ama filmi de hiç temsil etmiyor -ama çok hoş. Zaten Woody Allen’ın gözde temalarındandır Yunan tragedyası ve koroları. Yalnız, merak ediyorum, özellikle Amerika’da (veya TR’de) kaç kişi bu tiyatroyu mu seyretçez deyip çıkmıştır salondan?

Mighty_Aphrodite_11-buy

Mighty_Aphrodite_13-buy

22 Eylül Salı

Eylül 21, 2009

21:15 – TNT: Intorable Cruelty

intolerable cruelty

Coenlerin en az ilgi uyandırılmış filmlerinden. Oysa oldukça (çok değil, olabildiğince) başarılı bence. “Perfectly tolerable, even enjoyable” demiş bir yorum. Evet, tam öyle.

Pek hazzetmediğim Zeta-Jones’la Clooney abimiz birbirine yakışmış. Ayrıca, Geoffrey Rush ve Billy Bob Thornton gibi ustalar da var.

Ünlü bir boşanma avukatı ile servet avcısı bir kadın. Çatışma, sonra da çatışmadan aşk doğacak. Bir başka Clooney filmi, Out of Sight’ı anımsatıyor bana havası. Ama tabi o daha hoştu ve Lopez’i Zeta-Jones’a tercih ederim.

100′, Holivut, ’03. Fragman.

15 Ağustos Cmt.

Ağustos 15, 2009

Bazı günler tele dopdolu. Dün About a Boy’a bile yer kalmadı. Bugünse topu topu şunlar var (Firuze’yi sonradan ekledim):

21:15 – TNT: 10 Things I Hate About You

Shakespeare’in Hırçın Kız’ının günümüz Amerikan lisesine uyarlaması. Ben pek gelemem ama fena değilmiş. Bir de Heath Ledger var.
99′, Hollyw., ’99. Fragman.


20:45 – Cine 5: Bridget Jones – Edge of Reason

Dizilerin filmlere göre avantajı sevdiğiniz karakterlere 90+ dk.da veda etmek zorunda olmamanız. Filmlerde bunu yenmek için işte, tekrar tekrar çekiyorlar. Hikayenin çok da uzayacak yeri yoktu aslında, kızla oğlan birbirini bulmuştu. Ama mümkün olduğunca çekiştirmişler. Hani derler ya, B.Jones ve Darcy’ye doyamadıysanız.
108′, İngiliz, ’04. Fragman.

BridgetJones1-WS-Sample-original-4


20:30 – Star: Neredesin Firuze

Prestij müzik üyeleri başımızdan eksik olmayacaklar sanırım. Sürekli de kendilerine prestij katma çabasındalar, hep sinema ve tv çalışıyorlar. Mahsun, Özcan, Alişan, hatta Yavuz Bingöl. Çabalarını takdir etmediğim anlamına gelmiyor bu. Özcan örneğin, kalkmış, İst.’a gelip yırtma çabası içinde olduğu dönemdeki fantastik bir macerayı filme taşımış. Sonuçta da gayet sevimli bir film çıkmış sanırım. Sanırım diyorum çünkü seyredemedim. Bir gelişte alıp yanımda götürmüştüm filmi. Ama sonra oradaki berberim ilgilenince ona götürdüm, onda kaldı. Televizyonda gördüğüm parçalarında bordo takımlar ve sürekli bir koşturmaca vardı.

120′, TR, ’03. (Fragman mı, ne fragmanı?)